Perşembe , 21 Mayıs 2015
Anasayfa » Yazarlar » Ya devlet başa…
Ya devlet başa…

Ya devlet başa…

Geride bıraktığımız pazartesi günü sabahı birçok Trabzonsporlu hayal kurmakla meşguldü. Akşam oynanacak Gaziantepspor maçından galibiyet alınabilirse ligde üçüncü sıradaki takımla arada yedi puan kalacak, gelecek hafta o takım derbi maçta yine yenilir de Trabzonspor galip gelirse puan farkı sadece dört olacaktı!

Hâlbuki çok değil, bir iki hafta önce ilk üç sıradaki takımlar yıldızlar kadar uzak görünüyordu Trabzonsporlulara. Ama işte her nasıl olmuşsa olmuş, ufukta Şampiyonlar Ligi’nin tozpembe silueti görünür gibi olmuştu.

Siluetin bir serap olduğu Antep maçında anlaşıldı. Takım belki de sezonun en kötü maç performansını ortaya koydu ve 2-0 yenildi. O kadar kötüydü ki, Mehmet Ekici bile bir frikiği becerip gole çeviremedi(!)

Geçen haftaki 5-1’lik Mersin galibiyetinden sonra bir radyo programında canlı bağlantı esnasında sorulan soru üzerine Trabzonspor’un performansının gelecek haftalarda yükselişe geçebileceğine inandığımı söylemiş, buna da 1994-95 sezonunda yine Trabzonspor’un yaşadığı bir süreci örnek vermiştim. O sezon da kötü oynadığı bir maçı galip bitirmiş, sonraki haftalarda takımın grafiği günbegün yükselmiş, sezon sonunda ligi 2. sırada bitirirken Türkiye Kupası’nın da sahibi olmuştu Trabzonspor. İki hafta önce Karabükspor maçı kötü futbola rağmen kazanılmıştı, neden benzer bir süreç yaşanmasındı? Üstelik yakışıklı Mersin galibiyeti de umutları parlatıyordu.

İtiraf edeyim ki o canlı bağlantıda çok umutlu konuşmayı düşünmüyor, “hayır, takımın gelecek haftalarda giderek yükselen bir performans göstereceğinden pek de emin değilim. Yeni kurulmuş takımlar inişli çıkışlı grafikler çizebilirler, bunu da çok yadırgamamak gerekir” demeyi düşünüyordum. Fakat her ne olduysa aklım 20 sene öncesine gidiverdi, umut ve temenni ihtiyat ve temkinin önüne geçti. Neyse, bir tek biz yanılmıyoruz ya…

Trabzonspor camiasının Antep maçının hakemiyle ilgili ciddi şikâyetleri var. “Hakemi de yeneceksin” ucuzluğuna hiçbir zaman prim vermedik, ancak özelde hakem taifesinin genelde Türkiye futbolunun egemenlerinin Trabzonspor’a karşı tutumları eskiden beri belli ve bilinen bir şey. Eğer başarı hedefliyorsanız, sezonun hâl ve gidişine göre 10 ilâ 20 puanı gözden çıkaracaksınız. Hem sayın başkan İbrahim HacıosmanoğluBen başkan seçilirsem Trabzonspor’un hakkını kimse yiyemeyecek” dememiş miydi? Yanlış mı hatırlıyorum? Yoksa bu “kimse”ye hakemler dâhil değil miydi? Şimdi Sayın Başkan’ın herhangi bir taraftar gibi “hakemler şu kadar puanımızı çaldı, yoksa şimdi şampiyonluk yarışının içindeydik” demesinin hiçbir anlamı bulunmuyor ne yazık ki.

Bu arada maçın hemen akabinde Başkan Yardımcısı Ali Uzunay inanılması güç bir tweet attı. Aynen şunları söylüyordu sayın Uzunay: “Bu seyirci, bu yönetim bu başkan bunu hak etmedi.Sezonun en önemli maçinda sahada ruh denen birşey yoktu yaziklar olsun size.” Bu satırları kaleme aldığımız an itibariyle gönderilmesinin üzerinden saatler geçmiş olmasına rağmen tweet halen yerinde duruyor, demek ki anlık bir öfkeyle yazılmadı bu ifadeler. Ve anlaşılan o ki hedef de teknik direktör ile futbolcular. İlerleyen saatlerde Kuzey Yıldızı Trabzonsporlular Derneği Başkanı (yani Ali Uzunay’ın selefi ve destekçisi) İsmail Turgut Öksüz de Trabzonspor yönetimine “ya devlet başa, ya kuzgun leşe!” benzetmesini rahatlıkla yapabileceğimiz bir çağrıda bulundu. Açık bir kongre çağrısıydı bu. Belki de önümüzdeki günler sıcak gelişmelere gebedir. Bekleyelim görelim bakalım.

[email protected]

 

*

Not:

Geçmiş yazılara şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://arsiv.taraf.com.tr

Etiketler:

Hakkında Bülent Şirin

Bülent Şirin