Pazartesi , 6 Nisan 2015
Anasayfa » Yazarlar » Trabzonspor labirenti
Trabzonspor labirenti

Trabzonspor labirenti

Trabzonspor’un yaz döneminde başlayan transfer cinneti devre arasında da devam ediyor ve herkesi şaşırtıyor ister istemez. Bu şaşkınlık “bunlar gömü mü buldu?” gibi hayli soğuk bir şakaya kadar varıyor. Şakanın derecesi iki sebepten kaynaklanıyor.

Birincisi, sevgili dostum Erdal Hoş’un geçen akşam televizyonda canlı yayında bu konu açıldığında verdiği enfes cevapla açığa çıktı. Erdal dedi ki “Neden başka kulüplere değil de Trabzonspor’a para verildiği akıllara geliyor ve dile getiriliyor? Çünkü üç yıldır Trabzon(spor)lulara o kadar büyük haksızlıklar yapıldı ki, bunu az ya da çok telafi etmek için para veriliyor olması gerekir diye düşünülüyor. Böyle bir iddiada bulunmak da zımnen Trabzonspor’un hakkının gasp edildiğini kabul etmek anlamına geliyor.” Kelime kelime değil tabii ama mealen böyle. Sevgili Erdal’ı can-ı gönülden kutluyorum. Hep söylüyorum, Trabzonspor’a her şeyden önce akıl lazım.

İkincisi, yine Trabzonspor’un asla bu kadar büyük transferlere ayıracak parası olamayacağı inancından zemin buluyor. Söz gelişi İstanbul’un üç büyük kulübü transfer harcamalarını bu kadar anormal, hattâ daha yüksek seviyelere çıkarsa kimsenin aklına kolay kolay böyle kuşkular üşüşmez.

Şu kölelik ve/veya ırkçılık konularını işleyen filmleri hatırlayın. Bazılarında mazlum pozisyonunda olan kişilerden biri çıkar ve “efendi”ye birtakım üstün meziyetleri olduğunu anlatmaya çalışır. Mesela o da eğitim görmüştür, mühendistir, avukattır, iyi bir müzisyendir. Amma ve lakin bu çaba “efendi”yi memnun edeceğine daha beter öfkelendirir. “Üstün ırk”ın zihin dünyasında onların meziyet sahibi olmaları, hele kendileriyle eşit olmaları gibi bir şeye yer yoktur çünkü.

Birkaç yıl önceydi, eve bir tamirci gelmişti. Vatandaş bir yandan işini yapıyor, bir yandan da sohbet ediyoruz. Laf döndü dolaştı, gazeteci- yazarlığımıza geldi. Spor yazdığımı söyleyince hangi takımın taraftarı olduğumu sordu, “Trabzonspor” deyince lafım bitmeden “fanatiksin o zaman” deyiverdi! Nedense çok şaşırmadım bu ilginç tespite. Bu da yukarıda gönderme yaptığım Erdal Hoş’un tanımındaki zihniyetin bir başka dışa vurumuydu. Bu ülkede Trabzonsporlu olmak, hele ulusal yayın yapan bir gazetede Trabzonspor yazmak o kadar zordu ki, bu ancak fanatik taraftar olmakla katlanılabilecek bir şeydi. Tamirci kardeşimiz bir İstanbul kulübü taraftarı olan gazeteci- yazarın evine gidip de kendisiyle sohbet imkânı bulsaydı, kendisine fanatik- manatik demeyecekti kuşkusuz.

Dönelim şu çılgın transferlere. Bütçeyi denkleştirebilmenin yolu başarıdan gelecek paraya bakıyor, bunu anlamak zor değil. İyi de şampiyonluk mümkün gözükmüyor. Şampiyonlar Ligi de Kafdağı’nın ardında. Bu sezon Avrupa Ligi’nde karşıda koskoca Napoli engeli var. Seneye Avrupa Ligi’ne gidilebilir mi? Gidilirse bütçeye katkısı ne kadar olur?

Labirent gitgide daha içinden çıkılmaz hâle geliyor. Neler olup biteceğini hep birlikte göreceğiz.

[email protected]

 

*

Not:

Geçmiş yazılara şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://arsiv.taraf.com.tr

Hakkında Bülent Şirin

Bülent Şirin