Pazartesi , 2 Şubat 2015
Anasayfa » Yazarlar » Takvim
Takvim

Takvim

Ayandon Fırtınası tarihte Bizans kalyonlarını batıran fırtına olarak bilinir. “Şimdilerde Sinop’un Türkeli ilçesi, Hamamlı mevkiinde kalıyor” diye tarif edebileceğim, bir vakitlerin balıkçı köyü olan Ayandon’dan alıyor olabilir adını. O da ihtimaldir ki şimdi ancak yıkıntılarını görebileceğimiz Aya Andonis yani Aziz Anthony Kilisesi’nden almıştır adını. Ya da tersi. Kimbilir. Ama kışın fırtınalı tabiatında gemilerin buraya yanaşamadığına dair hikâyeler vardır. Hâlâ anlatılır.

Tüm bu kayıp köyler, isimler üzerine sarf edilen ihtimaller ve hikâyeler bir yana Ayandon öyle bir hava yapar ki, Karadeniz’i İstanbul’u birbirine kattığı yetmez, İzmir’e kar da yağdırır, Bodrum’da tekne de batırır! Denizde Ayandon’a yakalananların hikâyeleri, değme gerilim filmine taş çıkartır!

Ayandon geleneksel takvimde, 22 Aralık’tan 21 Mart’a süren 90 günlük kış mevsiminin ilk bölümüne adını veren zemherinin sonuna denk gelir. Zemheri, erbain (kırkıncı gün) ya da çilê zivistanê (kış kırkı) Ayandon Fırtınası ile biter. Soğukların habercisidir. Ardından Hamsin gelir, 50 gün de o sürer. Belki duymuşsunuzdur, “hamsin zemheriden keskin” denir. Doğrudur.

Hamsin, ayrıca milattır. Karadeniz’de bu balığı en iyi avlayacağınız vakit hamsin dönemi olduğu içindir ki hamsiye “hamsin balığı” dendiği rivayet edilir. İlki 28 Ekim’de gerçekleşen ikinci Balık Fırtınası da gene bu tarihlerde cereyan eder.

Bunları bugün, şehirli hayatların göbeğinde okurken biz elbette bambaşka bir coğrafyanın, farklı bir dünyanın renklerini seziyoruz.

Ben yaşadığım dünyanın hep benim gördüğüm gibi değil de, benim varolduğum zaman içinde bile tanıyamayacağım kadar değiştiğine uyanalı oluyor, bir hayli. Yine de 80’lik delikanlı Agop Reis anlatırken şaşmıştım: Boğaz’da tuttuğu balıkları, kayığının küreklerini peksimet gibi kıran köpek balıklarını, yarım tonluk orkinoslara maceralarını… Ama dönüp bakıyorum da bugün, “aynı kılıç balıklarını dinlemek gibi geliyordur” diyorum; İstanbul’un yeni semtlerinde poyrazın Tokmakburnu’na nasıl çarptığını dinlemek, Telli Baba civarından izlenebileceğini duymak Karadeniz’den giren bulutların, ya da ardın ardına esen lodosun buz yeşili yaptığı Boğaz’ın sularını referans almak!

Doğa bizi bir erguvanda, bir suyun lezzetinde birleştirirken, aslında, eşitlerken; şimdi, her birimizin bu yaşadığı yalnızlık ne derin! Hepimiz İstanbullu sayarken kendimizi, bir rüzgâr, bir ağaç üzerinden sıradan hikâyelerde bile birleşememek ne sefil!

O yüzdendir ki lüfer de lüfer, diyorum. Ayandon’u konuşuyor, fırtınalar takvimine dönüyorum yüzümü. Milyarlarca minik kıyamete sebep, gelişme adına yapılan yıkımların, inşaatların göbeğinde rüzgârı takip ediyor olmam.. Hikâyelerinin, ritminin bizi bir gün yine birleştirmesini umduğumdan belki de.

28 Ocak Ayandon Fırtınası (2 gün)

30 Ocak Zemherinin Sonu

31 Ocak Balık Fırtınası

1 Şubat Hamsi Fırtınası (3 gün)

Bu takvimi takip edin, bakın bakalım neler seyredeceksiniz denizinizde, civarınızda ayakta duran üç beş ağacın dallarında, martıların uçuşunda, kendi sabah uyanmış varlığınızda…

Bu takvimi takip edin, bakın bakalım hepimizi birleştiren bir takvimin şimdi neresindeyiz, birlikte nereye gideceğiz?

[email protected]

 

*

Not:

Geçmiş yazılara şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://arsiv.taraf.com.tr

Hakkında Defne Koryürek

Defne Koryürek