Pazartesi , 6 Nisan 2015
Anasayfa » Yazarlar » Sporda ana sponsorun siyaseti
Sporda ana sponsorun siyaseti

Sporda ana sponsorun siyaseti

Bilindiği üzere sporda ana sponsor devlettir. Bu hem iyi hem kötüdür.

Devlet adına yönetimler ve rejimler bu gücü sporun gelişmesi için kullanabileceği gibi özellikle diktacı ve baskıcı rejimler keyfî biçimde kötüye kullanır.

Tarihte bunun sayısız örnekleri vardır.

Bizde spor halen devlet ve dolayısıyla hükümet kontrolünde olduğundan ve anayasal zorunluluk gereği, ana sponsorluk, iktidarı sporda vesayet zaferinin zirvesine taşıdı.

Hep konuşulduğu gibi dünyada sporun devlet kontrolünde olduğu istisnai birkaç ülkeden biriyiz.

Bunları, geçtiğimiz günlerde Bedensel Engelliler Spor Federasyonu’na faaliyetlerini yürütebilmesi için Spor Genel Müdürlüğü bütçesinden verilmesi gereken ödeneklerin kesilmesi ve dolayısıyla faaliyetlerin yapılamaması üzerine yazma gereği duyduk.

Bu sütunda defalarca dile getirmeye çalıştık. AKP iktidarı spor federasyonlarına seçim, idari ve mali özerklik görüntüsüyle sporu tamamen siyasetin yönetimine ve kontrolüne aldı.

Seçimlerin nasıl bir sistemle yapıldığını, spor teşkilatı görevlilerinin bu seçimlerde emir ve talimatla oy kullandığını, yönetimin istemediği kişilerin seçilememesi hâlinde federasyona tahsis edilen bütçenin kesildiğini defalarca yazdık.

Bu gerçek ve dayatma karşısında son dönemlerde spor federasyonları seçimlerine iktidara yakın tek adaylarla girildiği biliniyor.

Son dört yıllık dönemde Voleybol, Kayak, Bilardo ve Buz Hokeyi Federasyon başkanları siyasi talepleri karşılamadıkları ve yönetimle ters düştükleri için bütçeleri kısılarak çekilmeye zorlandı.

Sporda ayrımcılık yapılmaktadır. Bu politikayla siyasi olarak ters düşülen federasyon başkanları ve yönetimleri değil ilgili spor branşları ve sporcular cezalandırılmaktadır.

Bedensel Engelliler Federasyonu’nun faaliyetlerini yürütmesi için Spor Genel Müdürlüğü’nce verilmesi gereken kaynakların kesintisiyle sporla hayata tutunmaya çalışan engelli çocuklarımıza, gençlerimize ceza verilmesi hangi vicdana sığar?

Mevcut vesayetçi yapı şartlarında her şeye rağmen seçilen federasyon başkan ve yönetimlerinin faaliyetlerini engellemek keyfîlik değil midir?

Federasyon yönetimlerinin ihtilaflarının çözüm biçimleri mevzuatlarda bellidir. İhtilaf ve sorunların çözümü için yasal prosedür işletilir ancak bu esnada spor faaliyetleri kesilmez.

Federasyon başkan ve yönetimleriyle ters düşülmesi sonucu bütçe kesintisine gitmek, harcamaların yönetimin isteği doğrultusunda yapılması gerektiği ve federasyon harcamalarında yandaş firmaların kayrılması iddialarına haklılık kazandırmaz mı?

 

SPOR KULÜPLERİ KANUNU

Son yirmi beş yılda yapılan her spor şûrasında ve sporun sorunlarının tartışıldığı etkinliklerde öncelikli olarak gündeme getirilen spor kulüpleri kanunu bir türlü çıkartılamadı.

Son yirmi beş yılda göreve gelen tüm yönetimler kamuoyuna spor kulüpleri kanun tasarısı çalışmaları başlattıklarını ve en kısa sürede bu tasarının yaslaştırılacağını söyledi ama hiçbiri nedense bunu beceremedi.

Spor teşkilatı arşivinde geçmişte hazırlanan en az on adet kanun tasarı taslak çalışmaları var. Yanlış anımsamıyorsak 2010’da TBMM’ye bir tasarı da sunulmuştu.

Spor kulüpleri kanunundan beklenen spor ve öncelikle futbol kulüpleri yöneticilerine sorumluluk ve yükümlülükler getirilmesi. Ancak her nedense bu bir türlü başarılamıyor.

Gençlik ve Spor Bakanı yine bir çalışma olduğunu, kanun tasarısını yaslaştıracaklarını söylemiş.

Bakalım bu şaka bu kez gerçekleşebilecek mi?

[email protected]

 

*

Not:

Geçmiş yazılara şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://arsiv.taraf.com.tr

Hakkında Haluk Çetin

Haluk Çetin