Salı , 19 Mayıs 2015
Anasayfa » Yazarlar » Sorumlu ‘yüz bin üye kampanyası’ mı
Sorumlu ‘yüz bin üye kampanyası’ mı

Sorumlu ‘yüz bin üye kampanyası’ mı

Trabzonspor’da geçmişte “100 bin üye kampanyası” başladığı ve devam ettiği zaman doğrusu kulübün camiayla kucaklaşacağını, bütünleşeceğini, kendisine yön veren iradenin de tabana yayılacağını düşünmüş ve sevinmiştik. Tabii kulübün üye sayısı 100 bin olmadı ama amaç da bu sayıyı tutturmaktan ziyade mümkün mertebe yukarı çekmekti ve maksat da hâsıl oldu sanırım.

Kongrede oy kullanma hakkına sahip Trabzonsporlu sayısının artmasından önceki dönemlerde, kulübü sayısı ve adı belli bir avuç kişinin yönettiği ve yönlendirdiği, futbolu çok iyi bilen (?) Trabzonspor camiasının ise karar mekanizmasından uzak kaldığı, kulübün başına ne geliyorsa zaten bu yüzden geldiği şeklinde bir kabul vardı. Yani şu yüz bin üye kampanyası öncesi ve esnasında. Hattâ o günlerde kulübün eski ve değerli isimlerinden biri “fazla üye sayısı kulübe zarar verir” mealinde bir açıklama yapınca küplere binmiştik. O eski ve değerli isim de kulübü yöneten ve yönlendiren bir avuç zevattan biriydi çünkü.

Aradan yıllar geçti, üye sayısı ve doğal olarak kongrede oy veren, yani kulübün yönetilip yönlendirilmesine katkıda bulunan insan sayısı arttı. Pekâla, Trabzonspor üye ve delege sayısının daha fazla olduğu dönemde, eskiye nazaran daha mı iyi yönetildi? (Sadece mevcut Hacıosmanoğlu döneminden bahsetmediğimi anlayacak kadar akıl ve izan sahibidir benim okurum. O yüzden ilave bir açıklamaya lüzum görmüyorum.)

Kabul edelim ki, belki küçük bir azınlığın dışında herkesin kulübü dışında önemli aidiyet ve hassasiyet noktaları (siyasi, dinî vs.) var. Kabul edelim ama tabii itiraf edemiyoruz, çünkü mesela Trabzonspor’un konuşulduğu bir ortamda “ben buradaki hazirundan daha az Trabzonsporluyum” dediğiniz anda orada sözünüzün ve hattâ varlığınızın zerre miktarı önemi kalmıyor. Kimse de böyle bir duruma düşmek istemediği için toplum içinde herkes çok iyi Trabzonsporlu oluyor. Ancak icraat kısmına gelince o diğer aidiyetler zaman ve konjonktüre göre değişen miktarlarda devreye giriyor. Seçim sözkonusu olunca da; Trabzonspor’a faydasına bakılmaksızın ya alkol alan ya da viski şişelerini kulüp binasından temizleyen başkan ve yöneticiler tercih ediliyor. Mesele çiş yarışına dönüyor, arada Trabzonspor güme gidiyor.

Eveeet, irade tabana yayılınca (!) böyle oldu. Kimse kusura bakmasın, gerçek bundan başka bir şey değil. Ne olacak peki? Bunun geri dönüşü de yok…

Olacağı şu: Trabzonsporlular, aidiyet ve hassasiyet konularında nerede, ne zaman hangi önceliklere sahip olmaları gerektiğini öğrenecekler. Öğrenene kadar da camia böyle alacakaranlık kuşağında savrulmaya devam edecek.

[email protected]

 

*

Not:

Geçmiş yazılara şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://arsiv.taraf.com.tr

Etiketler:

Hakkında Bülent Şirin

Bülent Şirin