Cumartesi , 30 Mayıs 2015
Anasayfa » Yazarlar » Melo ve Demba Ba
Melo ve Demba Ba

Melo ve Demba Ba

 

 

Gaziantep maçının kahramanı olarak görülen Melo otoritelerden tam not aldı. Belinden ameliyat olup bu kadar kısa sürede sahalara dönmesi ve ortaya koyduğu performans takdire şayan. Bununla birlikte çift sarı karttan atılmalıydı yorumu da kendini maça ne kadar verdiğinin göstergesi.

Melo her antrenörün takımında görmek isteyeceği türden bir oyuncu. Rakipleri ve medyayı ne kadar kızdırsa da, agresifliği takıma zarar da verse, kadrosunda Melo bulunan antrenör sahaya mutlaka sürer. Sık sık antrenörlerle problem yaşamasına rağmen, maksimum ölçüde yararlanmaya çalışırlar. Moruinho ve Mancini’nin Balotelli ile yaşadıkları sorunlar gibi.

İşin bir diğer yanı, taraftarın en sevdiği oyuncu türüdür. Takımı için her şeyini feda edebilecek kadar cesur. Gerektiğinde sağlığını bile. Çünkü taraftardaki kuvvetli aidiyet duygusuna hitap eden agresif oyuncular her zaman ciddi karşılık bulur. Nouma, Melo, Balotelli sadece birkaç örnek. Yenilgiyi hazmedemezler, tekmeye kafa atarlar, sahada basmadık yer bırakmazlar. Yaptıkları hatalar da ne kadar büyük olursa olsun, taraftarlar tarafından önemsiz gösterilmeye çalışılır. Spor psikolojisindeki temel tabir ile buna “aşırı kabullenme” denir.

Bu konu ile ilgili en sevdiğim benzetme, “surların üzerinden atlayıp aldığı onlarca ok yarasına rağmen kalenin kapısını içeriden açıp, orduya zafer kazandıran asker” örneğidir. Her zaman bir kahraman ararız. Bulduğumuz zaman da dört elle sarılırız. Kahramanlarımız da kendilerine biçilen bu role uygun davranırlar. “Aşırı kabullenme” hem sporcuların hem de taraftarın olması gerekenden fazla bir biçimde, yapılan aktiviteyi ciddiye alması ve bu uğurda “fedakârlık” adı altında kendisine ve başkalarına zarar vermesidir. Maç kazanmayı kale fethetmek ile eş değer görmek.

Bu sosyal durumun liglerimizde uzun bir süre daha etkili olacağını düşünüyordum ki beklenmedik bir hadise yaşandı. Fenerbahçe maçında yaptığı hareket yüzünden takımdan kovulan Pascal Nouma’yı bağrına basmış, her türlü protesto eyleminde yer alan, kendi dinamikleri içinde fenomen hâline gelmiş “Çarşı” grubu, Nouma’nın tam tersi bir oyuncu ile tanıştı, Demba Ba. Her ikisi de Fransız ve siyahi olmasına rağmen, Demba Ba tekmeye kafa atmasıyla değil, sempatisiyle taraftara kendini sevdirdi. Türkiye’ye daha gelmeden Çarşı’nın Kutlu Doğum Haftası’nda açtığı pankartı instagram hesabından paylaştı. Gol sonrası yaptığı secde ile rakiplerinin de takdirini kazandı. Maç sonrası defans oyuncuları ile tokalaşarak ayrılabilecek kadar maç içi gerginlikten uzak ve rakibe her zaman saygılı. Şampiyon olursak bütün taraftarı Sultanahmet Camii’ne sabah namazına davet etmesine, caminin Fenerbahçeli imamından gelen destek ise insani değerlerin taraftarlık duygusundan her zaman önde olduğunun göstergesi.

Taraftar aslında delicesine bağlanacak bir sevgi arıyor. Bu sevgi doğru yönlendirilemezse, tam olarak yanlış denemese de, çarpık bir anlayış ortaya çıkıyor. Bence Demba Ba, taraftarın içindeki cevheri ortaya çıkardı. Kendi takımınıza bağlanmanız için diğerlerini dışlamak zorunda değilsiniz. Herkese yetecek kadar sevgi var.

[email protected]

 

*

Not:

Geçmiş yazılara şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://arsiv.taraf.com.tr

Etiketler: