Cuma , 22 Mayıs 2015
Anasayfa » Yazarlar » Mehmet Ekici’nin İstanbul’da oynama vakti?..
Mehmet Ekici’nin İstanbul’da oynama vakti?..

Mehmet Ekici’nin İstanbul’da oynama vakti?..

Trabzonspor’un son oynadığı Mersin İdman Yurdu maçını bir grup genç ve coşkulu Trabzonspor taraftarıyla birlikte izledik. Daha maçın başında Mehmet Ekici’nin ayağına top geldiğinde izleyici grubunda heyecan dalgaları oluşuyordu. Hele golü attığı frikik kazanıldığında penaltı kazanılmış gibi tezahüratlar yükseldi.

Mehmet Ekici son haftalarda iyice yükselen form grafiğine uygun olarak bir gol atıp iki asist yaptı, takımın galip gelmesinde önemli bir rol oynadı. Yıldız futbolcu son dört haftadır sürekli frikikten gol buluyor. Özellikle geçen hafta takımın çok kötü bir futbol ortaya koyduğu Karabük maçında son dakikalarda kaydettiği gol kelimenin tam anlamıyla altın değerinde. Bize öyle geliyor ki geçen pazartesi akşamı takımın nispeten daha iyi bir futbol ortaya koymasında o kritik golün ciddi etkisi vardır, belki de takımın bir türlü düzelmeyen form grafiği için de dipten dönüş noktası olmuştur.

Bu durum bize neyi gösteriyor? Geri kalmış toplumların kahramanlara duyduğu ihtiyaçtan başka hiçbir şeyi değil. Nedense hep Doğu toplumlarında görülür bu ihtiyaç. Yıllardır bu köşede ve yazıp çizdiğimiz her platformda sistematik çalışmanın ve kurumsallaşmanın önemine vurgu yapıp dururuz. Özellikle Trabzonspor’un sahil-i selamete ulaşmasının başka bir yolu olmadığını, zihniyet devrimi gerçekleşmesinin şart olduğunu dilimiz ve kalemimiz döndüğü kadar anlatmaya çalışırız. Fakat heyhat… Bu minvalde Trabzonspor dinamiklerinden hiçbirinin bir çabasının olmadığını esefle görüyoruz.

Geçmişte de kahramanları oldu Trabzonspor’un. Özellikle Mehmet Ekici’nin sahne almasıyla kendisiyle ilgili çağrışımlar ve kıyaslamalar yapılmaya başlandığı için ilk aklımıza gelen Hami Mandıralı. Çok uzun yıllar oynadı, izleyenlerin ömür boyu unutamayacakları harika goller attı. Kulübün tarihine adı altın harflerle yazıldı. Ama ne oldu? Hami’nin de oynadığı takım 1996’da şampiyon olamayınca bütün camia “takım şimdi 10 sene geri gider” diye bir prangaya kendi kendini bağladı. Kurumsal bir yapı inşa edilmiş olsaydı 96 sonrası şahit olduğumuz ciddi travma yaşanmaz, takım dağılmaz, kuvvetle muhtemel bir ya da iki sene içinde şampiyon da olunurdu.

Çok değil, birkaç haftaya kalmaz –belki o kadar da sürmez– Ekici’nin “artık İstanbul’da oynama vaktinin geldiği” yorumları eşliğinde hangi takıma transfer olacağı haberleri güzide medyamızın sayfalarını süslemeye başlar. Kulüp başkan ve yöneticilerinin “kimse bizden çivi sökemez” benzeri çıkışları da para etmez. Futbolcu gönül rızasıyla bir takımda oynamadıktan, gözü dışarıda olmadıktan sonra kendisinden azami verim alınamaz. Geçmişte bunların hepsi yaşandı. Lafı uzatmayalım.

Trabzonspor kurumsal bir yapıya kavuşmadığı sürece kendisini kurtaracak kahramanlar bekler durur. 40 yılda bir gelenin de yuvadan uçmasıyla kafasını duvarlara vurur.

[email protected]

 

*

Not:

Geçmiş yazılara şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://arsiv.taraf.com.tr

Etiketler:

Hakkında Bülent Şirin

Bülent Şirin