Cumartesi , 23 Mayıs 2015
Anasayfa » Yazarlar » Khaleesi
Khaleesi

Khaleesi

Puslu güneş tutulmalarının yaşandığı bir ülkede, sarayın kudreti her geçen gün daha da artıyordu.

Ülke kendi kaderini arayadursun Sözcü’de çıkan sarayla ilgili yeni bir haber beni dumurlar diyarına kısa bir geziye çıkardı. Açıkçası bu zamana kadar sarayla ilgili yaptığım çirkin yorumlardan biraz utandım. Her biri gündemi değişik yerlerinden akademisyen bakışıyla inceleyen; derin analizler, yorumlar; felsefe-sosyoloji ve lubunyalığı tek potada eritmeyi başaran fikirlerle dolu ‘makalelerimi’ takip eden siz değerli okurlarımdan özür dilerim.

Saray benim için granitlerle döşeli, 1000 odalı her tarafı yerleri süpüren perdelerle donatılmış bir barınaktı. Ve zevksizliğin izlerini Kasımpaşa’da arıyordum. Ama son Sözcü dedikodusu beni biraz çekip çevirdi.

Tabii konu Sözcü olunca dedikoduları iki kere gözden geçirmek gerekiyor. Haber öncelikle yine züğürdün çenesi hesabı, saraya alınan koltukların pahalılığından dem vuruyordu ki bu bölümü gayet iç bayıcı. Artık saraya alınan pahalı ev eşyalarıyla ilgili haberlerle ilgilenmiyorum. Ev oturmasına gittiğinde ev sahibinin eşyalarının gıybetini yapan orta sınıf kadınlar gibisiniz bu konuda.

Ama haberin ikinci yarısı gayet düşündürücü.

O da sarayın yanına Sümeyye Erdoğan için yapılacağı söylenen at pisti iddiası. Yani dedikodu bile olsa at pisti yaptırıyorlar iddiası bile estetik olarak geldikleri nokta adına çok iddialı değil mi? Biz onları kumaşların, taşların, molozların, yapılamayan havuz perdelerinin arkasına saklanır sanırken artık adları at binme sporuyla da anılır oldu. Bundan sonra Türkiye’de tenis Hülya Avşar’la, golf Kaya Çilingiroğlu’yla anılırken at binme de Sümeyye Erdoğan’la mı anılacak artık?

Dünyevi zevklerden bu kadar mahrum yaşamaları beni zaten hep çok germişti şimdi içim biraz rahatladı. En azından ata binmeyi seviyorlar.

Bir yandan da Yeni Türkiye’nin güçlü kadınlarındaki bu at tutkusunun sebebini de çok merak ediyorum. Mesela aralarda kaynadı ama Ebru Gündeş’in de bir atı vardı. Bu sevginin nedenleri ne acaba? Hayatlarındaki güçlü erkek figürlerinin bir yansıması da spor zevklerinde mi ortaya çıkıyor? Ebru Gündeş atıyla mesela bilinçaltında gerçek bir Azerbaycan tazısı olan, hızlı, güçlü, atletik ve yakışıklı Reza’yı mı arıyor?

Aynı şekilde Sümeyye’nin atlarında da bilinçaltı onu Çin’den Maçin’e kadar şanlı bayrağımızı dalgalandırmış, Kasımpaşa’dan yükselen bir güneş olarak her kara ve deniz parçasında ışığını göstermiş, mimarinin ve şehir planlamanın da efendisi, yedi cihanda bayrağımızı dalgalandırmış ama bir tek Cihan adlı atı zapt edememiş babasının izlerinin mi peşinde? Kameralar önünde Cihan’ın önünde yere kapaklanmış babasının gurur dolu kemikleşmiş ego’sunu yapıştırıp orijinali gibi göstermenin tek yolu, atlara en iyi hükmeden olarak mı anılmak gerekiyor?

Bence artık işin rengi değişmeli. Geldiğimiz noktada ata binmeyi de iyice öğrendiğini düşündüğümüz Sümeyye’nin tek eksiği var. O da bir ejderha. Change.org’dan Sümeyye’ye derhal ejderha alınsın imza kampanyasını başlatacağım.

Ejderhaların efendisi. Game of Thrones’daki Aerys Targaryen kızı Daenerys Targaryen gibi. Bu ülkede birinde ejderha olacaksa eğer ben hakkımı Sümeyye’ye devrediyorum.

Düşünsenize yoksulluktan iyice beli bükülen halk artık çıldırma noktasına dayanıyor ve bir isyan çıkıyor. Halk sarayın kapılarına dayanıyor, ay tam bir devrim olacak…. Aksaray’ın bahçesinde dörtnala bir at son hızla kapıya doğru geliyor. Uzaklardan toz duman içinde at yaklaştıkça üstünde omuzlarındaki ejderhalarıyla Sümeyye beliriyor.

Valla açıkçası ben hemen eve döner, perdeleri kapatıp, sessizce otururum.

At koşturmanın bu kadar kolay olduğu bir ülkede tabii ki Sümeyye de binecek atın üstüne…

Vuracak kırbacı, vuracak kırbacı!

 

*

Not:

Geçmiş yazılara şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://arsiv.taraf.com.tr

Etiketler:

Hakkında Yiğit Karaahmet

Yiğit Karaahmet