Salı , 12 Mayıs 2015
Anasayfa » Yazarlar » ‘Kara Ekmek’ yeterince farklı mı
‘Kara Ekmek’ yeterince farklı mı

‘Kara Ekmek’ yeterince farklı mı

Bu sezon dizilerinin popüler konusu hâline gelen kenar mahalleden farklı sebeplerle yalıya hızlı bir yükseliş gerçekleştiren karakterlere dair hikâyelere bir yenisi eklendi: “Kara Ekmek”. Hızlı yükselişin bu seferki müsebbibi ise Asiye’nin dört bir yanını saran ataerkil düzenden sıyrılıp kendi ayakları üzerinde durma isteği!

Dizinin konusu ve sahip olduğu hikâye ufak tefek değişiklikler dışında bilindik. Teneke mahallesinde üvey anneleri ve onun her dediğine inanıp emir telakki eden babaları ile yaşamak zorunda kalan Asiye ve Mine’nin farklı yollardan bu hayattan kurtulma çabaları anlatılıyor. Asiye, sert mizacı ve sabırsız karakteri ile kestirme bir çözüm yolu ararken Mine üniversiteyi dondursa da bir yandan okuyup bir yandan çalışan ve sonrasında yapacağı bir evlilikle hayatını değiştirmeye çalışan biri. Günümüz insanına daha yakın ve cazip görünen Asiye karakteri tabii ki ön planda ve hikâye onun etrafında şekilleniyor. Öyle ki ilk bölümün sonunda Asiye artık yalının kapısındadır.

Diziyi diğerlerinden ayıran bir yanı, Asiye’nin hem Teneke mahallesindeyken hem de yalıda yaşarken sergilediği tavır. Şöyle ki önceleri mekân kenar mahalle bile olsa karşımızda klasik bir kadın figürü bulunurdu: naif, korunmaya muhtaç, her daim düzgün konuşan ve terbiyeli davranan. Asiye bu sınırların ötesinde. “Kezban” ve “varoş” diye tabir edilen tavırları benimsemiş durumda. “Lan”ı ve “oğlum”u pek dillinden düşürmezken şöyle özlü cümlelerle “ayar” verebiliyor: “Hayatta üç sandık vardır: çeyiz sandığımız, adam sandığımız, söz verip de tutar sandığımız!” Bu özelliğini yalıda da biraz daha törpülenmiş olarak devam ettiriyor. Genelde yalıya taşınan karakterlerimiz diğerlerine bakarak onlar gibi hareket ederken Asiye farklılığını hem davranışları hem soruları ile onların gözüne sokmayı tercih ediyor. Başka dünyaların da olduğunu hatırlatmak ister gibi!

Bazı şeylerde hiç değişmiyor! Dayakçı, zorba bir baba ve vefasız sevgili ile örülü ataerkil bir dünyadan kendi sınıfı dışındakilerle pek işi olmayan bir dede, yardımsever ve duyarlı bir dayı, işe yaramaz ve vurdumduymaz bir sahte nişanlı olarak tanımlanabilecek diğer bir ataerkil dünyaya geçiş yapar Asiye! Kadın olmanın beraberinde getirdiği babadan abiye oradan sevgiliye ve eşe geçen sahiplenilme olgusu hız kesmeden devam eder!

Dizinin geleceğini senaryonun benzerlerinden ne kadar farklılaştırılacağı belirleyecek. Bu hâliyle devam eder ve biz Asiye’nin yalıya iyice yerleşmesini izlersek bu izleyiciye pek farklı gelmeyeceğinden (bakınız: “O Hayat Benim”) uzun bir süre yayında kalması pek mümkün olmaz. Ama Asiye, tüm bildik kalıplardan sıyrılıp, sistemi kendi çıkarları için kullanarak herhangi birine dayanmadan ve yasak aşklar mevzuuna girmeden kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan bir kadına dönüşürse o zaman bir şansı olur dizinin!

 

***

 

Karşınızda Disney’in ilk Latin prensesi Elena!

 

Disney’in ilk Latin prensesinin yakında karşılarında olacağına dair internet üzerinden perşembe günü yaptığı açıklama Latin Amerikalılar tarafından coşkuyla karşılandı. Elena, kurgusal bir masal diyarı olan Avalorlu, 16 yaşında ve “cesur, meraklı, zeki ve eğlenceli” bir prenses olarak tanıtıldı. Ancak benzer bir ilk Latin prenses açıklaması 2012 yılında “Sofia” adlı bir prenses için de yapılmıştı ama mavi gözlü, açık tenli ve sarı saçlı olan Sofia yeterince Hispanik bulunmadığı için Disney ciddi eleştirilere maruz kalmış ve sonrasında yapılan açıklamada sadece Latin kültüründen esinlenilen bir karakter olduğu ifade edilmişti. Böyle bir tecrübeye sahip Disney, bu sefer yoğurdu üfleyerek yemeyi tercih etti ve Elena için “Latin kültüründen ve folklorundan esinlenilen” bir prenses notunu düşmeyi ihmal etmedi. “Avalorlu Elena” adını taşıyacak ve seri hâline dönüştürülmesi planlanan animasyonda seyircinin Elena’yı yeterince Latin bulup bulmayacağını hep birlikte göreceğiz. Gözler 2016’da!

[email protected]

 

*

Not:

Geçmiş yazılara şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://arsiv.taraf.com.tr

Etiketler: