Cumartesi , 23 Mayıs 2015
Anasayfa » Yazarlar » İslamcılar ve empati eksikliği
İslamcılar ve empati eksikliği

İslamcılar ve empati eksikliği

Bir önceki yazımda Erdoğan’ın Gezi gençliği ile ilgili sözlerinin ne kadar ötekileştirici ve incitici olduğunu yazmıştım. Erdoğan’ın kullandığı ifadeleri bir kez daha anımsatmak istiyorum:

Bu ülkenin gençliği Gezi’de gördüğünüz vandallar değildir. Bu ülkenin gençliği etek giyerek sokakları ateşe veren o provokatörler değildir. Bu ülkenin gençliği masum kızlarımızı alçakça katleden o ırz düşmanları asla değildir. Bu ülkenin gençliği işte buradadır. İşte burada karşımda duran gençler, sizler bu ülkedeki gençliğin ta kendisisiniz. Birileri ısrarla diğerlerini gündeme getirebilir. Diğerlerini ön plana çıkartabilir.

Ben AK Parti’ye destek veren muhafazakârların, İslamcıların bu dili eleştirmeleri gerektiğine inanıyorum. Ama onlar öylesine anlaşılmaz bir vicdan tutulması yaşıyorlar ki, ne bu demecin ne de benzer demeçlerin bizleri nasıl üzdüğüne, nasıl rahatsız ettiğine aldırmıyorlar. Müthiş bir empati yoksunluğu sözkonusu.

Başörtülülere yapılan haksızlıklara karşı durmuş, bu insanların mağduriyetlerini anlamak için çaba harcamış birisi olarak, böyle bir empatiyi talep etmeye hakkım olduğuna inanıyorum.

İslamcılar kendilerine yönelik incitici, ötekileştirici söylemlere karşı oldukça hassaslar. Bu anlaşılır bir tavır. Ama onların değişik nedenlerle, çok büyük destek sundukları bir iktidar sözkonusu. Bu iktidarın yaratması kaçınılmaz mağduriyetlere daha duyarlı olmaları beklenirdi. Ne de olsa dünyaya adalet terazisiyle bakmalarını gerektireni bir inanç sistemine bağlılar.

Belki yukarıda örneği verilen dilin ne kadar incitici olduğunu anlamaları için hayalî bir örnekle ilerlemeliyiz.

Varsayalım CHP’li bir cumhurbaşkanımız var. Sürekli olarak İmam- Hatiplerin AK Parti’nin arka bahçesi olduğu ithamında bulunuyor. Orada da durmuyor; onları terörizmle özdeşleştiriyor. Onların IŞİD destekçisi olduğunu söylüyor. Orada da durmuyor: Başörtülülerin aslında ahlaken zafiyet için olduklarını, cinsellik kokan ifadelerle ima ediyor veya bunu açıkça söylüyor.

Bu durum bugün yaşansaydı, İslamcıların tavrı ne olurdu? Hem tepkilerini ortaya koyar, hem de vicdan sahibi herkesin kendilerine destek vermelerini beklerlerdi.

Geçmişte yukarda anlatılana benzer mağduriyetler yaşandığında bu ülkenin insanları arasında vicdan ölçüsüyle hareket edenler, mağdurun kim olduğuna bakmadan gereken tepkileri ortaya koyma cesareti gösterdiler. Onların cesaretinin de desteğiyle pek çok mesele çözülebildi.

Ama hayat önümüze durmadan yeni sınavlar koyuyor. Bugün ötekileştirici söylem ve uygulamaların hedefi olanlar başkaları. Ama İslamcıların azımsanamaz çoğunluğu bu meselelere kayıtsız, umursamaz hâldeler.

Bugün bu ülkede Alevi bir öğretmenseniz okul müdürü olamıyorsunuz. AK Parti’ye yakın bir sendikaya üye olmadan bu tür konumlara gelmek imkânsız. Bu ve benzeri haksızlıklar o kadar ayyuka çıkmış durumda ki, insanlar adalete susamış durumdalar.

İslamcılar, kendi projelerini AK Parti’ye indirgemenin, bu partiyi haklı çıkarmak için bin dereden su getirme çabalarının onları nasıl dünyevi ve sıradan bir unsur hâline getirdiğini anlamaktan uzak görünüyorlar. Onlar da iktidar oyununun bir parçası olarak algılanmaktalar. Oyunun mevcut kurallarını değiştirmek bir yana, o kurallarla iş görmeye kendilerini kaptırmış durumdalar.

Ama bu toplumun adalet talebi bir gün onları da tarih dışına itebilir. Ne demiş Tevfik Fikret? “Düşmek, etrafı görmemektendir.

[email protected]

 

*

Not:

Geçmiş yazılara şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://arsiv.taraf.com.tr

Etiketler:

Hakkında Yüksel Taşkın

Yüksel Taşkın