Perşembe , 21 Mayıs 2015
Anasayfa » Yazarlar » Dul kadın olmanın dayanılmaz hafifliği!
Dul kadın olmanın dayanılmaz hafifliği!

Dul kadın olmanın dayanılmaz hafifliği!

Herkesin kendince kadını “yücelttiği” ama gerçekte çok az kişinin kadın hak ve özgürlüklerine dair söylemleri hayatına yansıttığı bir 8 Mart’ı daha geride bıraktık. Kadın karakterler üzerine kurulan geleneksel dizi yapımız da yeni bir dizi kazandı bu hafta: “Serçe Sarayı”.

İsmi ve kullandığı slogan üzerinden dikkatleri çekmeyi başarıyor dizi! “Serçe Sarayı” için kelime anlamları üzerinden bir mana çıkarmak zaten sorunlu iken Türkçe açısından da yanlış bir yazımla karşılaşıyoruz. Olması gereken “Serçe’nin Sarayı” dizinin derdini de anlatan bir açıklığa da sahip. Slogansa elde kalır cinsten: “Gönül serçeden bir saraydır. Yıkılması kolaydır.” Bu çoğumuzun aşina olduğu bir söz ama “ufak” oynamalarla anlamsız hâle getirilmiş. O “serçe” değil “sırça” ve “Yıkılması kolay” değil “Kırılırsa yapılmaz” ! Ses benzerliği olur ya da “olsa da yaptık olmasa da” mı dediler bilinmez ama bir an önce ya yok etseler ya da düzeltseler iyi olacak!

Dizi, 1978 yapımı Türkan Şoray ve Bulut Aras’ın başrollerinde oynadığı “Sultan” filminin 2015 dizi versiyonu! Kimi yorumlarda bu bir orijinal senaryo üretilememe problemi olarak ele alınırken kimi yorumlarda da çok sevilen bu filmin dizi versiyonunu izlemenin keyifli olacağı belirtiliyor. Benim gözüme çarpansa, 37 yıl geçmesine rağmen o dönemin gerçekliğinin bu döneme bu kadar az değişiklikle yansıtılıyor olabildiğidir! Bu da sosyolojik yapının ve toplumsal cinsiyetin toplumumuzda zamana nasıl meydan okuduğunun üzücü bir göstergesi!

Filmde Sultan’ın kurtuluşu Kemal’in tokatları eşliğinde gökyüzünden süzülen gelinlik olurken, Serçe’ninki ise yasını tutmaya devam ettiği eşinin onu aldattığını öğrenmesi ile gerçekleşti. Aslında bu onun hayata devam etme hakkına sahip olması manasına da geliyor. Çünkü kendi isteği dışında akrabaları ve çevresi de onu sürekli göz hapsinde tutuyor ve ölen kocasıyla onun da bitkisel hayata geçmesini ya da kurtuluşu bir başka erkekle evlenerek bulmasını sağlamak için var güçleriyle çalışıyorlar. Bu durum aklıma Hindistan’daki dul kadınların yaşamını getirdi. Orada dul kadınlar bir nevi lanetlidir. Önceleri kocalarıyla birlikte yakılan kadınlar, şimdilerde hayatta kalsalar da açlık ve sefalete mahkûm ediliyor. Kuzey Hindistan’daki Vrindavan, barındırdığı altı bin dul ile “Dulların Şehri” olarak adlandırılıyor. Her zaman beyaz saree giymek zorundalar. Çünkü bu renk yası simgeler. Çalışamazlar, evlenemezler ve eğlenemezler. Dilencilikle hayatta kalmaya çalışıyorlar. Bazı sivil toplum örgütleri yiyecek ve barınak yardımı yapsa da toplumun ve yönetimin “normal” karşıladığı bir hayat yaşadıklarından kimse bir sorun olduğunu düşünmüyor! Bazı yönlerden ne çok birbirimize benziyoruz değil mi? Bizdeki durum Hindistan’a göre ehven-i şer olsa da kıstas seviyemizin bu olmaması gerektiği konusunda hemfikiriz sanırım!

Serçe Sarayı’na geri dönersek genel olarak bakıldığında izlenebilir bir dizi var karşımızda. Gerçekçi bir dünya ve gerçekçi karakterler! İlk bölümün sonunda Serçe’nin, kimsenin desteği olmadan hayata devam edeceğini açıklaması, eğer senaristler sonradan fikir değiştirmezlerse, dizi dünyamızda “gerçekten bağımsız” ilk kadın karakterle karşı karşıya olacağımızın da göstergesi!

 

***

 

BBC’yi yasaklasak mı?

 

Hindistan’da twitter üzerinden yapılan bir tartışma bu! Sebebi ise BBC’nin “Hindistan’ın Kızı” adlı belgeseli ve özellikle 2012’de Delhi’de gerçekleşen ve toplumu ayağa kaldıran tecavüzün sanıklarıyla yapılan röportajda söylenenlerin akla hayale sığmaması nedeniyle kimsenin duymasını istememeleri! Twitlerden bazıları : “Tecavüz sadece Hindistan’da mı var?” , “İngilizler Hindistan’ı 60 yıl önce terk etti ama onların politik mirası hala bu ülkeyi yönetiyor mu?” Tabii BBC’yi savunan ve tecavüzü lanetleyen bir karşı kampanya da vardı. Sonuçta BBC yasaklanmadı ama belgeselin Hindistan’da gösterimi yasaklanıp, röportaj izni verenler hakkında soruşturma açıldı. Böylece bir toplumsal pislik daha halının altına süpürüldü. Bir sonrakinde daha şiddetli ortaya çıkana kadar!

[email protected]

 

*

Not:

Geçmiş yazılara şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://arsiv.taraf.com.tr

Etiketler:

Hakkında Betül Tansel

Betül Tansel