Pazar , 31 Mayıs 2015
Anasayfa » Yazarlar » Cuma notları
Cuma notları

Cuma notları

KIBRIS SÖMÜRGESİ

Kendi kendine yeten ve kendi kendini yönetme becerisine sahip bir KKTC’nin gelecekte Federal Kıbrıs’ta ve AB kurumlarında çok daha sağlıklı bir konumda olacağı aşikârdır. Cumhurbaşkanımızın vizyonu da böylesi bir gelişmenin en kısa sürede sağlanarak, ekonomisi ve demokrasisi ile güçlü bir toplumsal ve kurumsal yapının oluşturulmasıdır.” KKTC Cumhurbaşkanlığı Çalışma Ofisi böyle diyor; peki Ankara ne diyor? Lafı dolandırmadan söyleyecek olursak “seni ben yarattım, besledim; bunun bedeli var; bedeli ödemeye devam edeceksin; senin istikbalini ben belirlerim!”

 

Diken’de Tümay Tuğyan sömürgenin rakamlarını veriyordu. www.diken.com.tr/turkiyenin-kibris-davasinda-degisen-tek-sey-erdoganin-uslubu/ Gayet açık: Kıbrıslı Türkler memleketlerinde her bakımdan azınlık durumundalar artık. İşte o Kıbrıslı Türklerin yüzde 60’ı –ki onların içinde en az yüzde 15’inin statükocu sağ seçmen olduğu ve Akıncı’nın illâki kolonlardan da oy aldığı dile getiriliyor– geçen pazar günü Ankara’nın KKTC politikasına hayır dedi. Böylece askerî müdahaleden 41 yıl sonra, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşundan 55 yıl sonra, yaşanan tüm anlaşmazlık, şiddet ve acıdan sonra ilk kez ciddî bir kalıcı barış ümidi hâsıl oldu.

 

Ama bu perspektif Ankara’yı tatmin etmekten uzak. Oy çoğunluğunu meşruiyetinin biricik ilkesi hâline getirmiş olan AKP için Mustafa Akıncı’nın aldığı yüzde 60 kâfi değil. Türkiye’nin aksine yarı başkanlık sistemiyle yönetilen KKTC’de cumhurbaşkanı devletin başı ve en önemlisi başmüzakereci. Bu yetkiler ve seçilmişlikten doğan meşruiyet Ankara için yetersiz. Zira KKTC’nin meşruiyeti Ankara’da! Bu defa Kıbrıs gündemden kolayca düşmeyecek.

 

KÜRT MESELESİ Mİ VAR?

 

Tayyip Erdoğan ve ekibinin HDP, barış süreci ve genelde Kürt meselesi üzerine söylediklerinin içeriği ve söyleme biçimi iktidarın muhalefet, sorun çözümü, muhataplık mevzularındaki pederşâhî duruşunu iyi anlatıyor. “Sen kimsin ve haddini bil” ile başlayan sakil üslûbu bir kenara bırakırsak iktidar, sorunları kâh kendi kafasına göre kâh yok sayarak ele almaya kararlı. Tıpkı Kıbrıs meselesinde olduğu gibi Kürt meselesinde de iyi bildiğimiz muhatap almama, düşmanlaştırma, devleti yüceltme ve dayatma ile iş yapabileceğini sanıyor. Beyhudedir.

 

BUGÜN İSTANBUL’UN GÖBEĞİ SIKIYÖNETİM ALTINDA

 

İç Güvenlik Yasası ile her istediğini yapma hakkını elde etmiş olan iktidar kendi ilân ettiği 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlamalarını İstanbul’da fiilen yasaklamış bulunuyor. Yenikapı’daki o korkunç dolgu alanı yine adres gösteriyor. Bugün gidip bakmak lâzım otobüs park alanı hâline gelmiş olan bu “ur”u boşaltmaya tenezzül edilmiş mi diye…

 

Çarşamba günü 1 Mayıs’ta Taksim’e çağıran kuruluşlar polisin şaşkın bakışı arasında meydanda küçük çaplı bir çağrı yaptı. 25 Nisan Anzac Günü 24’üne çekilir de 1 Mayıs 29 Nisan’a çekilmez mi?

 

Bugün yaşanabilecek hukuksuz uygulama ve gözaltılara karşı avukatlar hastane ve karakollarda gün boyu bulunacak. Onlara 0541-7614578 ve 0541-7614580 numaralardan ulaşabilirsiniz.

 

100LEŞME HİKÂYELERİ

 

Annem Diyarbakır’ı sayıklıya sayıklıya öldü. Çünkü sadece kızlarının hayatını kurtarmak için İstanbul’a gelmişti; kültürünü, geleneğini, mutfağını, eşyasını hiçbir şeyini getirememişti. Bugünden bakınca, bu durum beni yaralıyor neden annem ait olduğu topraklarda ölene kadar yaşayamadı diye çok üzülüyorum. Evet, geriye dönüp bakınca görüyorum ki, benim ailemden hiç kimse ama bir tek kişi bile doğduğu topraklarda ölmemiş. (…) Bir zamanlar Anadolu’da Ermeniler vardı, ama şimdi yoklar. Anadolu neden Hıristiyansız kaldı, neden çoraklaştı ve renksizleşti, niçin yoksunlaştı? Bence herkes kendisine bu soruyu sormakla başlamalı yüzleşmeye.Bianet’te yüzüncü yıl münasebetiyle başlayan yüzleşme hikâyelerinden Silva Özyerli’nin dingin ve sarsıcı sözü http://www.bianet.org/konu/100lesme

[email protected]

[email protected]

 

*

Not:

Geçmiş yazılara şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://arsiv.taraf.com.tr

Etiketler:

Hakkında Cengiz Aktar

Cengiz Aktar