Çarşamba , 20 Mayıs 2015
Anasayfa » Yazarlar » Coğrafya
Coğrafya

Coğrafya

Ortalama tanışıklıkların ötesinde bir beraberlik yakalayabilmiş olanlar, ister iş hayatında olsun, ister dostluk ahbaplıkta ya da evlilikte –zira hiç fark etmez–, bilirler. Dil önemlidir. Buluşmalar ilk bakışta basit tesadüfler, bir aşk ya da sıradan çıkar uğruna başlamış bile olsa; beraberliklerin süresini, biçimini dil belirler.

Dil aklımızın, gönlümüzün, vicdanımızın yarattığı bir coğrafyanın ürünüdür. Aynı bizi besleyen, buğdayımızın suyumuzun coğrafyasına yansıttığımız tercihler gibi. Ortak gönlümüz, adaletli bakışımız bereketli bir coğrafya ve dolayısıyla muhabbet yaratır.

Bu muhabbetin taşıyıcıları, kanaatimce aynı ekilen coğrafyalardaki gibi, rençper diye tarif edilmelidirler. Çalışkan, özenli ve adaletli olanları, atalık tohumlar gibi dirayetli, emanet bırakılacak usuller tesis ederler. İhtiraslarını coğrafyanın bekasının ötesinde görenlerse, kuşkusuz kıyamet ekerler. Yok ederler.

Aynı toprak anayla muhabbetimizde olduğu gibi. Ona yansıttığımız tercihlerin, ortak yarınımıza yansıdığı gibi.

Aynı biz insanların vicdanının kendini diğer canlı hayatla muhabbette gösterdiği gibi. Yok oluşlarının yok oluşumuza dönüşeceği gibi.

Aynı aramızda seçilip kullanılan her bir kelime ve sıfatın bize bereket ya da kavurucu bir iklim değişikliği olarak döneceği gibi.

Muhabbet basit cümlelerin değiş tokuşu değildir. Sohbet de her daim hoş sürmez, sanılanın aksine. Zihin aydınlanmaları zira, doğanın coğrafyasını bereketli kılma usulü kadar makul rüzgârları gerektirir; fikirlerin karışıp yeni ekinler verebilmeleri, usullerin geçerliliğinin etüdü ve tabii yeşertilmeye çalışılan bir yarının sağlam temeller üzerinde inşa olabilmesi için.

Herhalde tiranların, baskın millet ve cinslerin diğerinin üzerine kendi dillerini zorlamaları bundandır.

Sığ, tekdüze, kontrol altında diller vicdan, gönül ve akıl tutucudurlar. Yeşerecek tek dal sevinç bırakmazlar lafın, sözün, sıfatın coğrafyasında.

Aynı monokültür tarımın çölleştireceği gibi bin bereket fışkırabilecek coğrafyaları, dil de zorlandığında bir başka dilin üzerinde, yarın hayali silinir. Bugüne, hatta şu âna hapsolur tüm var kalmaya çalışanlar.

Tüm bunları elbette her gün ırzına geçilen, babası, oğlu ya da sevgilisince dövülen, ağabeyi, eski kocası ya da erkek kardeşi tarafından öldürülen kızların, kadınların beni hapsettiği şu anda kaleme alıyorum. Ne zaman, nasıl geldik bu muhabbetten azade ıssızlığa, dondurucu soğuğa, yalnızlığa diye sormadan edemiyorum. Zalim zalim de, nasıl oluyor da yaşıyor aramızda, içimizde diye bakınıyorum. Doluya koyuyorum, boşa aktarıyorum. Kendimi coğrafyamla sınıyorum…

Zira kimse mi sokakta “anasını..” diye başladığı cümleyi “s.ktiğimin” diye virgülleyen oğulların arasından geçerken “hop!” demeyi düşünmez aramızda?

Zira “ya sev ya terk et” diyen duvar yazılarını bir kova boya alıp hiç mi komşu silmez diğeri görmesin aman diye makul bir hassasiyetle?

Zira kuşkusuz anasının kuzusu hepsi ama oğullar “erkek oğlum” diye sevilirken hiç mi bir teyze uyanmaz ve uyarmaz kardeşini “ne yapıyorsun, kızını da kadın kızım diye mi seveceksin” yani?

Zira dün Cumhurbaşkanı Erdoğan seslendi kürsüden, “erkeksen dışarı çık” dedi twitter fenomeni Fuat Avni’ye. Fuat Avni de Twitter’dan cevap verdi “delikanlıysan kızının arkasında saklanma” diye! Okurken yeğlemek yerine birini diğerine, merak ediyorum hiç mi birimizin tuhafına gitmez her ikisinin de besbelli “erkek” oğul olarak yetiştirilmişliği?

Bereket değil bekleyebileceğimiz yarattığımız bu coğrafyadan, görüyorum. Tercihlerimizin dışında bir hız ve sarsan, süründüren, yokeden bir usulde gerçekleşecek iklim değişikliğidir umabileceğimiz sadece.

Kıyameti yaşıyoruz, yok olmanın yamacında. Ben kızımın tasasında… düşünüyorum nasıl değiştiririm yazgısını, nasıl yeniden bereket ekerim bu topraklara!

[email protected]

 

*

Not:

Geçmiş yazılara şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://arsiv.taraf.com.tr

Etiketler:

Hakkında Defne Koryürek

Defne Koryürek