Cumartesi , 23 Mayıs 2015
Anasayfa » Yazarlar » Barış, umuda dönüşürse
Barış, umuda dönüşürse

Barış, umuda dönüşürse

Barıştan bahsetmek tehlikeli iştir.

İnsanlar inanabilirler…

Bu yüzden AKP’ye müteşekkiriz hepimiz.

Devlet, yıllarca süren asimilasyon, baskı ve zulüm politikalarının adını koyuverdiydi kısa süre önce: “Bu sorunun adı Kürt sorunudur.

Tunceli ayaklanması değil, Dersim Katliamı’dır yaşanan, gerekirse özür dileriz” diye buyurduydu.

Faşizan politikalarla bu ülkenin Hıristiyanlarını kovdular topraklarından, peki iyi mi oldu sonucu” diye sorduydu.

Devletin böyle söylediğini duydu artık bir kere Kürtler.

Aleviler, Hıristiyanlar başlarına gelenleri itiraf eden yetkili ağızları işitti.

Gençler, kadınlar, işçiler, emekliler, madenciler…

Türkler, Sünniler, inançsızlar, göçmenler…

Barıştan ve özgürlükten bahseden devleti duydular.

Sonra aramızda konuşmaya başladık hep beraber.

Lice’de öldürülen Kürt genci için İzmir’de toplanıp lanet ettik.

Ermeni evlerinin kapısına geldi insanlar, bir daha o evlere girilmesin istediler.

Polis, Alevi mahallelerine mermi yağdırmasın diye başka mahallelerde toplanıp harekete geçti kalabalıklar.

Kürtler, batıda maden ocaklarına, grev çadırlarına koşuşturdu.

Yırca’da zeytin ağacı kesmesinler diye Karadeniz’de eylem koydu köylüler.

Barış içinde, sahip olduğumuz tüm kimliklerle, onurlu ve özgür bir ülkede yaşamak fikrini sevdik hepimiz.

Gezi’de direndik mesela. Devleti 15 gün meydana sokmadan biz bize durduk ağaçların dibinde.

Şimdi aynı devlet “olmaz” diyor.

Kürt cumhurbaşkanı bile varmış zamanında, neyi eksikmiş ki onların? Yokmuş Kürt sorunu falan…

Alevilik neticede Müslümanlığın bir yorumuymuş. Müslüman’a yakışan camiye gitmekmiş. Zaten kentin adı Tunceli kalsa daha doğru olurmuş…

Kadınlar biraz daha ahlaklı olmalıymış. Bazıları çok erotik giyinip metrolarda kucaklara oturuyorlarmış.

Eşcinseller hasta ve sapıkmış.

Ermeniler, Rumlar mütekabiliyet esasına göre hafiften savaş esiriymiş. Hadlerini bilseler iyi olurmuş.

Bazı katiller açığa çıkmasa da olurmuş yani.

Devletin güvenliği için köylüler bombalanabilirmiş.

Cebinde misket olan çocukları vurabilirlermiş. Yine olsa yine vuracaklarmış üstelik, düzenlemeleri hazırlamışlar.

Barıştan bahsetmek tehlikeli iştir.

İnsanlar inanabilirler…

AKP bu yüzden köşeye sıkıştı artık.

Tüm toplum olarak, uzun süredir aramızda bir şey konuşur hâldeyiz.

Barışı telaffuz edenler barışın önündeki en büyük engel hâline geldiler.

Çünkü yalan söylediler.

Çünkü barış ve huzur fıtratlarında yokmuş.

Çünkü barışı tesis etmek için elde ettikleri tüm yetkileri boğazımıza sarılmak için kullandılar.

Barış fikri, hiçbir zaman olmadığı kadar yüksek sesle telaffuz ediliyor memlekette.

Tüm kimliklerimiz yorgun olduğu hâlde yeniden heves ediyoruz özgürlük için.

Bağırarak, küfrederek durdurabilecekleri gibi değil bu sefer.

AKP için deniz bitti.

Barış fikri iyi geldi çünkü bizlere…

 

AMSTERDAM’DA HAFTASONU

HTIB’in (Hollanda Türkiyeli İşçiler Birliği) davetiyle hafta sonunu Amsterdam’da geçirdim.

21 Mart günü HTIB salonunda, panelist olduğum bir etkinlikte konuşma yaptım.

Ardından birliğin başkanı Mustafa Ayrancı ile sokak sokak gezdik kenti.

Ayrımcılık karşıtı bir gösteriye katıldık. Rengârenk bayrakların arasında yürüdük.

Bir Hataylı dostun restoranına gittik kalabalık bir grup.

Newroz kutlamaları varmış, gidip halayın arasına karıştık.

İstanbul Ermeni’si Seto’nun İtalyan Lokantası’nda sohbet ettik dostlarla.

Mustafa Ayrancı, Amsterdam’daki tüm Türkiyelilerin birbirlerine dokunmasını hayal ediyor.

Konuşmaya başlamak yetmez, yan yana yürümeliyiz. Çünkü dertlerimiz ortaktır” diyor.

Ben sadece üç gün orada kaldığım hâlde haddimi aşıp söyleyebilirim ki; olmuş zaten be Mustafa Abi.

Evimde gibi geçirdim oralarda vaktimi.

Herkes oradaydı zaten…

[email protected]

Twitter:@haykobagdat

 

*

Not:

Geçmiş yazılara şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://arsiv.taraf.com.tr

Etiketler:

Hakkında Hayko Bağdat

Hayko Bağdat